Hep güçlü görünmeye çalışırsınız. Kimseye yük olmamak adına her şeyi tek başınıza göğüsler, içinizden geçenleri çoğu zaman sessizce geçiştirirsiniz. Kırılırsınız ama hiçbir şey olmamış gibi devam edersiniz.
Ancak ruhun sessizce taşıdığı bu yükleri, bir süre sonra beden açıkça haykırmaya başlar:
-
İlk sinyal: Uyku düzeniniz bozulur.
-
İkinci sinyal: Kronik bir yorgunluk dalgası başlar.
-
Son aşama: Tüm vücuda yayılan, sebebi bulunamayan ağrılar ortaya çıkar.
Ve bir gün doktorunuzdan o teşhisi duyarsınız: “Fibromiyaljiniz var.”
Peki, fibromiyaljide gerçekten sadece kaslar mı ağrır? Yoksa beden, uzun süredir sırtında taşıdığı duygusal ve zihinsel yüklerin faturasını mı ödemektedir?
Fibromiyalji Gerçekten Psikolojik Bir Hastalık mı?
Hayır.
Fibromiyalji kesinlikle bir hayal ürünü değildir; hissettiğiniz o yaygın ve derin ağrı tamamen gerçektir.
Ancak kronik stres ve çözülmemiş içsel çatışmalar, sinir sistemi üzerinde çok güçlü fiziksel etkiler yaratır. Vücut uzun süreli stres altında kaldığında sürekli bir “alarm modunda” (savaş ya da kaç) yaşamaya başlar. Bu sürekli alarm hali bedende şu fiziksel değişimlere yol açar:
-
Kaslar kasılı kalır: Beden kendini tehlikede hissettiği için kaslar bir türlü gevşeyemez.
-
Uyku kalitesi çöker: Derin uyku evresine geçilemediği için hücre yenilenmesi durur.
-
Sindirim sistemi kilitlenir: İkinci beyin olan bağırsak florası ve sindirim fonksiyonları doğrudan etkilenir.
-
Ağrı eşiği düşer: Sinir sistemi hassaslaştığı için normalde acı vermeyecek dokunuşlar bile şiddetli ağrı olarak algılanır.
Özetle; Problem “kafada” değil, sinir sisteminin çok uzun süre, çok ağır bir yük altında kalmasındadır. Regülasyon tıbbı ve bütüncül yaklaşımlarla bu aşırı yüklenmiş sinir sistemini yeniden dengelemek (resetlemek) mümkündür.


