Ankara’da CGF-PRP ve Kök Hücre Tedavisi

Vücudunuzun kendi iyileştirme potansiyelini en üst seviyeye çıkarmaya hazır mısınız? CGF-PRP, sadece klasik bir plazma tedavisi değil; kanınızdaki büyüme faktörleri ve kök hücrelerin (CD34) konsantre edilerek hasarlı dokuya transfer edildiği ileri bir rejeneratif tıp yöntemidir. Dr. Bilgehan Biçer kliniğinde, bel fıtığından eklem kireçlenmesine kadar pek çok kronik sorunu, vücudun kendi şifa kaynaklarını aktive ederek cerrahisiz çözmeyi hedefliyoruz.

Kendi Kanınızla Biyolojik Onarım ve Hücresel Yenilenme

Amacımız, doku hasarlarında yetersiz kalan doğal iyileşme sürecini; yoğunlaştırılmış büyüme faktörleri ve kök hücrelerle destekleyerek kronikleşmiş hastalıkları kökten iyileştirmektir.

Büyüme Faktörleri (CGF)

Konsantre edilmiş büyüme faktörleri, hasarlı dokuya verildiği anda doğrudan iyileştirici etki gösterir ve doku onarımını başlatır.

Kök Hücre (CD34) Gücü

Kanda az miktarda bulunan kök hücreler, verildikleri bölgede kıkırdak veya sinir hücresine dönüşerek normalde iyileşme şansı zor olan dokuları onarır.

Vücudun İşaretlenmesi

Hasarlı bölgeye yapılan enjeksiyon, bölgeyi “işaretleyerek” dolaşımdaki tüm iyileştirici hücrelerin hasarlı dokuya göç etmesini sağlar.

Tedavi Yolculuğunuz Nasıl İlerleyecek?

1.ADIM

Kan Alımı ve Ayrıştırma

Hastadan alınan 20-80 cc kan, özel cihazlarda santrifüje edilerek CGF, kök hücre ve PRP katmanlarına ayrıştırılır.
2.ADIM

Ozonla Aktivasyon

Elde edilen serumlar ozon gazı ile aktive edilerek büyüme faktörlerinin salınımı ve tedavinin etkinliği artırılır.
3.ADIM

Çift Yönlü Uygulama

Serumların bir kısmı doğrudan hasarlı dokuya, bir kısmı ise vücudun toplam iyileştirici gücünü harekete geçirmek için damar yoluyla verilir.
4.ADIM

Onarım ve Takip

Hastalığın durumuna göre 2-3 ay aralarla 1-4 seans uygulanır; iyileşme süreci basit egzersizlerle desteklenir.
İçindekiler

CGF-PRP Nedir?

Hastanın kendi kanı kullanılarak hasarlı dokuların iyileştirilmesi yöntemidir. Doku hasarlarında iyileşmeyi sağlayan kanın ana elemanları trombositler (kan pulcukları) ve bunlardan salınan Growth faktörler (büyüme faktörleri) dir. İyileşmenin bu mekanizması bazı doku hasarlarında yetersiz kalabilir ve kronik hastalıklar ortaya çıkar. Örneğin kronikleşmiş bel fıtıkları, sinir hasarları, eklem kireçlenmelerinde durum aynen bu şekildedir. Bu durumlarda trombositler, growth faktörler ve kanda az miktarda bulunan kök hücreler in(CD34) konsantre edilip hasarlı dokulara verilerek iyileşme sağlanabilir. PRP (Platelet Rich Plasma) Trombositten Zengin Plazma anlamındadır. İyileştirici etkisi trombositlerin içindeki büyüme faktörlerine bağlıdır. Doku hasarlarında etkili olabilmesi için bazı yöntemlerle aktive edilmesi ve büyüme faktörlerinin salınması gerekir. Aktive edilmeden verilen PRP nin hasarlı dokularda iyileştirici etkisi yoktur. CGF (Concentrated Growth Factor) Konsantre edilmiş büyüme faktörleri anlamındadır. Dokulara verildiğinde direk iyileştirici etki gösterir. Ayrıca kandan direkt verildiğinde dolaşımdaki kök hücrelerin bir hafta süreyle normalden daha fazla olmasını sağlar. Kök Hücre (CD34) Kan Dolaşımında çok az oranda kök hücre bulunur. Kök hücrelerin özelliği verildiği dokuda direk o doku hücrelerine dönüşmesidir. Bu sayede kıkırdak hücresi, sinir hücresi gibi normalde iyileşme şansı olmayan dokuların iyileşmesini sağlar.

Nasıl Elde Edilir?

Hasarlı dokunun genişliğine göre 20-80 cc kan alınır. Belirli devirlerde ve belirli sürelerle özel tüplerde santrifüje edilir. İşlem sonunda tüplerde PPP(Platelet Poor Plasma), PRP(Platelet Rich Plasma), CGF(Concentrated Growth Factor), CD34(Kök Hücre) ve eritrosit katmanları oluşur. Bu katmanların eritrosit katmanı hariç hepsi ayrı ayrı enjetörlere toplanıp, aktivasyon için ozonlandıktan sonra tedavi için kullanılır.

Uygulama Nasıl Yapılır?

CGF ve CD34 içeren serumların yarısı hasarlı dokuya, kalan yarısı ise direk kana damar yoluyla verilir. Hasarlı dokuya verilen kısım hem doku iyileşmesine katkıda bulunurken hem de hasarlı dokunun işaretlenmesini sağlayarak dolaşımdaki tüm kök hücrelerin ve iyileşmede yer alan diğer kan hücrelerinin hasarlı dokuya göç etmesini  sağlar. Böylece vücudun tüm iyileştirici potansiyeli hasarlı doku için harekete geçirilmiş olur. PRP ve PPP serumları ise ozonla aktive edildikten sonra hasarlı dokunun çevresine verilerek iyileşmenin idamesi sağlanır.

Hangi Hastalıklarda Uygulanır?

Bel- boyun: Fıtıklar, sinir basıları Diz: Dizdeki kireçlenmelerde, bağ ve menisküs yırtıklarında, kıkırdak zedelenmelerinde, tendon iltihaplarında Omuz: Omuzda sık görülen tendon iltihaplanmalarında, travmatik yaralanmaya bağlı sekellerde, eklem kireçlenmelerinde Dirsek-el: Tenisçi ve golfçü dirseği, tendon iltihaplanmaları Ayak: Topuk dikeni, tendon iltihaplanmaları İyileşmeyen yara tedavilerinde

Kaç Seans Uygulanır?

Hastalığın durumuna göre 2-3 ay aralarla uygulanan 1-4 enjeksiyon yeterli olmaktadır.

Hangi Hastalıklarda Uygulanır?

Kişinin kendi kanından hazırlandığı için sterilite koşullarına uyulduğu takdirde enjeksiyon sonrası hafif ağrı dışında ciddi bir yan etkisi yoktur. Uygulama yapıldıktan sonra, ağrı olursa buz uygulaması ve parasetamol türevi ağrı kesicilerin kullanılabilir. Non-steriod anti-inflamatuar ilaçlar (voltaren, naproksen, majezik gibi) uygulamanın etkinliğini azaltacağı için önerilmez. Uygulama sonrası zorlayıcı egzersiz ve spor önerilmez. Basit germe egzersizleri yapılabilir, ancak ağır dirence karşı ağırlık çalışmalarından kaçınılmalıdır. Bandajlar uygulanabilir.
Neden Dr. Bilgehan Biçer?
CGF-PRP uygulaması, sadece kan ayrıştırmak değil, biyolojik bir sistem yönetimidir. Kliniğimizde:

Sıkça Sorulan Sorular

Başka sorularınız mı var?

İhtiyacınız olan bilgileri hızlıca bulabilmeniz için bu bölümü oluşturduk. Sorularınıza yanıt bulmak çok kolay. Eğer daha fazla bilgiye ihtiyaç duyarsanız iletişim formunu kullanabilirsiniz.

PRP sadece trombosit zenginliği sunarken; CGF hem konsantre büyüme faktörlerini hem de dolaşımdaki CD34 kök hücrelerini içererek daha güçlü onarım sağlar.
Evet; kök hücreler kıkırdak dokusuna dönüşme özelliğine sahiptir ve dejenerasyonu durdurup dokuyu yenilemekte etkilidir.
Kendi kanınızdan hazırlandığı için alerji riski yoktur; steril koşullarda yapıldığında hafif ağrı dışında ciddi bir yan etkisi bulunmaz.
Non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar, tedavinin tetiklediği iyileştirici enflamasyon sürecini durdurarak uygulamanın etkinliğini azaltır.
İyileşme hücresel düzeyde başladığı için etkisi zamana yayılır; genellikle 2-3 ay aralarla yapılan takiplerde iyileşme gözlemlenir.