Ankara’da Nöralterapi (Regülasyon Tıbbı)

Nöralterapi, sadece bir enjeksiyon yöntemi değil; vücudun tüm fonksiyonlarını yöneten otonom sinir sistemini yeniden programlama sanatıdır. Bedenimiz, geçirdiğimiz ameliyatlardan duygusal travmalara kadar her türlü stresi bir örümcek ağı gibi saran sinir ağında kayıt altına alır. Bu kayıtlar dolduğunda vücut, en küçük uyaranlara bile hastalıklarla yanıt vermeye başlar. Dr. Bilgehan Biçer kliniğinde uyguladığımız nöralterapi ile bu hatalı kayıtları “resetleyerek”, bedenin kendi kendini iyileştirme mekanizmasını devreye sokuyoruz.

Hastalıkların Kökündeki Hatalı Sinirsel Kayıtları Siliyoruz

Amacımız belirtileri geçici olarak susturmak değil; otonom sinir sistemindeki bozuk iletileri düzelterek bedeni kalıcı bir dengeye ve şifaya kavuşturmaktır.

Otonom Sinir Sistemi Odağı

Solunumdan sindirime, hormondan bağışıklığa kadar her şeyi yöneten bu sistemdeki bozukluklar hastalıkların asıl nedenidir.

Bozucu Alan Tedavisi

Ameliyat izleri, eski kazalar ve diş enfeksiyonları sinir sisteminde “elektriksel kaçak” yaratarak uzak bölgelerde hastalık tetikleyebilir.

Doğal Regülasyon

Tedavide ilaç değil, regülasyon hedeflenir; bu sayede vücut kendi doğal dengesini yeniden kurar.

Tedavi Yolculuğunuz Nasıl İlerleyecek?

1.ADIM

Kapsamlı Analiz

Vücuttaki fiziksel, kimyasal ve psikolojik stres yükleri analiz edilerek “bozucu alanlar” saptanır.
2.ADIM

Kişiselleştirilmiş Seanslar

Haftada bir veya hekimin belirlediği sıklıkla, hastalığın derinliğine göre 1 ile 15 seans arası bir plan oluşturulur.
3.ADIM

Fenomenlerin Takibi

Enjeksiyon sonrası vücudun verdiği yanıtlar (fenomenler) doktor tarafından doğru okunarak tedavi yönü kesin şifaya göre şekillendirilir.
4.ADIM

Tam Şifa ve Takip

Sinir sistemindeki hatalı kayıtlar silindiğinde, vücut branşlara ayrılmadan bir bütün olarak iyileşme sürecini tamamlar.
İçindekiler

Nöralterapi Nedir?

Nöral terapi seyreltilmiş lokal anestezik (%0,5-1) içeren serum fizyolojiğin vücuttaki özel noktalara enjekte edilmesiyle uygulanan bir tedavi yöntemidir. Bu tedaviyle vücudun tüm dengelerini düzenleyen sinir ağındaki bozuk iletilerin düzeltilmesi yoluyla hastalıkların tedavisi amaçlanır. Otonom sinir sistemi vücudun solunum, dolaşım, sindirim, bağışıklık, hormonal ve diğer akla gelebilecek tüm fonksiyonlarını yöneten çok önemli bir sistemdir. Adeta bir örümcek ağı gibi vücudun en uç noktalarına kadar ulaşarak vücutta stres yaratabilen tüm bilgileri toplayan, bu bilgiler ışığında da vücudun tüm fonksiyonlarını yöneten bir sistemdir. Bu sistemin topladığı bilgilerin tamamı kayıt altındadır ve bu kayıtlar daha sonra benzer durumlara karşı hazırlıklı olmak için gereklidir. Ancak bu kayıtların çok fazla dolması vücudun aleyhine bir durum yaratır ve en ufak bir uyaranla veya hiçbir uyaran olmaksızın bile vücut abartılı yanıtlar vermeye başlar. İşte hastalık denen şey tam da budur. Örneğin kişi en ufak bir esintiden hasta olur veya hafifçe eğilmeyle beli tutulabilir ya da yediği her şey dokunmaya başlamıştır veya tansiyon problemi yaşamaya başlamıştır vb. otonom sinir sisteminin bu kayıtlarını dolduran etkenlere biz stres diyoruz. Stres denince sadece psikolojik stres akla gelmemelidir. Geçirilen ameliyatlar, kazalar, hastalıklar, postür bozuklukları, yara izleri gibi fiziksel stresler yanında vitamin mineral eksiklikleri, kötü beslenme, vücutta ağır metal ve asit birikimleri gibi kimyasal stresler de olabilir. Bu kayıtların silinmesi hastalık durumunu da ortadan kaldırır. Sinir sistemindeki kayıtları silebilen en önemli tedavi yöntemi ise kayıtların tutulduğu bölgelere lokal anestetik enjeksiyonu yapılması yani Nöral terapidir.

Hangi Hastalıklarda Uygulanır?

Bir regülasyon tedavisi olduğundan kalıtsal hastalılar haricinde akla gelebilecek her hastalıkta kullanılır. Ancak tedavide başarı için hastalığa sebep olan hangi mekanizmanın bozukluğunun iyi saptanması gerekir. Biz kliniğimizde Nöral terapiyi en çok hareket sisteminin ağrılı ve fonksiyon kısıtlanmasına sebep olan hastalıklarında kullanıyoruz. Ancak unutulmamalıdır ki tıp branşlara ayrılsa da vücut branşlara ayrılmaz ve bir bütün olarak sistemler birbirini etkiler.

Örneğin ağrılı bir omuz problemi bir karaciğer problemine bağlı olabilir, aynı şekilde yaygın ağrılarla seyreden fibromiyalji barsak problemlerine bağlı olabilir. Kliniğimizde en sık bize başvuran ve tedavi ettiğimiz hastalıklar şunlardır;

  • Bel, boyuna ağrısı, sırt ağrıları ve fıtıklar,
  • Omuz, dirsek, el-bilek ağrıları,
  • Kalça Ağrısı, diz ağrısı, ayak ağrıları, kireçlenmeler,
  • Baş ağrıları, baş dönmeleri,
  • Fibromiyalji Sendromu,
  • İltihaplı romatizmal hastalıklar, romatoid artrit, ankilozan spondilit,
  • Cilt hastalıkları, Sedef, ürtiker, egzema, rosa, zona,
  • Sindirim sistemi hastalıkları crohn hastalığı, ülseratif kolit, gastrit, özofait,
  • Allerjik hastalıklar, besin duyarlılıkları,
  • Depresyon, panik atak gibi bilişsel problemler,
  • İdrar yolu problemleri, cinsel işlev bozuklukları, adet düzensizlikleri, ağrılı adet, erkekte prostat,
  • Metabolik problemler diyabet, obezite,
  • Dolaşım problemleri varis, lenfödem, selülit.

Yan etkisi var mıdır?

Tedavide ilaç kullanılmadığından kayda değer bir yan etkisi yoktur. Kullanılan lokal anestezik maddeler (lidokain veya prokain) ise %0,5-1 oranında seyreltildiğinden bir yan etki oluşturmaz. Sadece lokal anestezik maddelere karşı alerjisi olan hastalara yapılmamalıdır. Sadece enjeksiyona bağlı olarak nadiren hafif morluklar ve geçici ağrı artışları olabilir.

Uygulandıktan Sonra Vücut Nasıl Tepki Verir?

Enjeksiyondan sonra vücut değişik tipte yanıtlar verebilir. Biz bu yanıtlara Nöral terapide fenomenler diyoruz. Bu yanıtlar bazen ağrıda artış şeklinde bile olabilir ancak bunlar bir yan etki değildir ve yanıtların hepsinin bir anlamı vardır. Bu yanıtlar hekim tarafından doğru okunursa bizi kesin şifaya götürecektir. Nöral terapi enjeksiyonları yapıldıktan sonra beden şu tipte yanıtlar verebilir. Ağrı azalır ama tam geçmez, sonra birkaç günde tekrar artmaya başlar ama eskisi kadar yoğun değildir. Bu durumda saptanan problemler doğrudur, aynı enjeksiyonların ağrı tam olarak kayboluncaya kadar devam etmesi gerekir. Enjeksiyon yapılır yapılmaz ağrı anında kaybolur fakat ertesi gün ağrı aynı şiddette olmasa da tekrar artar. Bu durumda başarılı bir bozucu alan enjeksiyonu yapılmıştır. Bozucu alan etkisi kayboluncaya kadar aynı enjeksiyonlara devam edilmelidir. Ağrı azalmadığı gibi 1-3 gün boyunca ağrı daha da şiddetlenir, sonra eski seviyesine geriler. Bu durumda ağrının kaynağı enjeksiyon yapılan yerde değildir, vücudun başka bir yerinde ağrının esas kaynağı olan problemli bir vücut alanı yani bozucu alan vardır. Nöralterapi muayene teknikleriyle bu alan saptanmalı ve oraya enjeksiyon yapılmalıdır. Ağrı azalmadığı gibi hiç ağrı olmayan bambaşka bir yerde ağrı ortaya çıkar. Bu durumda yeni ağrı çıkan bölge problemli bir vücut alanı yani bozucu alandır. Bu yeni vücut alanına enjeksiyon yapıldığında her iki bölgedeki ağrı da kaybolur. Enjeksiyon sonrasında ortaya çıkan bu fenomenler bir yan etki değil bedenin kendini ifade şeklidir. Bu fenomenleri hastanın doktoruyla paylaşması ve doktorun da bu fenomenleri doğru okuması ile tedavi doğru yöne doğru ilerleyecek ve tedavi tam şifa ile sonuçlanacaktır.

Yöntem ağrılı mıdır?

Genel olarak cilt içine ve kas, tendon gibi yumuşak dokulara ince iğnelerle uygulama yapıldığından rahatsız edici bir ağrı olmaz.

38 fibromiyalji hastamızın alındığı bir klinik çalışmamızda hastaların 4 haftalık tedavi sonucunda %76’sının düzeldiği saptandı. %21inin kısmi düzelme gösterdiği, sadece %3‘ünün düzelmediği görüldü.

Uluslararası çalışmalarda kullanılan ve hastaların klinik olarak hastalıktan etkilenme derecelerini ölçen Fibromiyalji Etki Anketine (FIQ) göre ilaçlarla tedavi edilen hastaların ne düzeyde iyileştiğini ölçmek için yapılan uluslarası birçok çalışmalarda ortalama iyileşme puanı 12 iken bizim sadece dört haftalık tedavimiz sonucunda iyileşme puanı 32 idi.

115 fibromiyaljili hastamızın alındığı diğer bir çalışmamızda ise dört haftalık tedavi soncunda, ağır fibromiyalji olan hastaların %87’sinin hafif fibromiyaljiye gerilediği, hastaların %83’ünün belirgin düzeyde iyileştiği (FIQ=20 puan üzerinde iyileşme), %65‘inin ise tam iyileştiği görüldü.

Nasıl uygulanır?

Belli başlı uygulama yöntemleri aşağıda sıralanmıştır. Bu yöntemlerin hepsinin uygulanması gerekmez. Hangilerinin uygulanacağına hekim bilgi ve bulgulara göre karar verir. Lokal Uygulama: Hastalık veya ağrı neredeyse oraya uygulanır. Segmental Uygulama: Vücut her bir omurga seviyesinden çıkan 31 çift omurilik sinirinin yapısına katılan otonom sinir sistemi ile yönetilir. Her omurilik seviyesi (segmenti), vücudun içindeki organları yönettiği gibi vücudu saran kas kemik ve deriyi de yönetir. Hastalığın bulunduğu omurilik seviyelerinin yönettiği cilt, kas, tendon ve eklemlere enjeksiyonlar uygulanmasına segmental tedavi denir ki aynı segmentte bulunan organları da tedavi etmiş oluruz. Genişletilmiş Segmental Uygulama: Birçok segmenti aynı anda etkileyebilen üst etkili kumanda merkezlerine enjeksiyon yapılmasıdır. Bozucu alan Tedavisi: Vücutta kronik biofiziksel stres oluşturan ve hastalığa neden olan yara izi, iltihaplı diş kökü gibi problemli vücut alanlarına yapılan uygulamalardır.

Uygulama sıklığı ve seans sayısı nedir?

Bir seans uygulandıktan minimum 3 gün sonra ikinci seans uygulanır. Genellikle haftada bir uygulama uygun olur. Uygulanacak seans sayısı hastaya, hastalığa göre değişir. Akut ve basit problemler bir veya birkaç seansta tedavi edilebilirken, iltihaplı romatizmal hastalıkları gibi kronikleşmiş ve kompleks problemlerin tedavisi 10-15 seans bazen daha fazla sürebilir.
Neden Dr. Bilgehan Biçer?
Nöralterapi, sadece iğne yapmak değil, vücudun verdiği yanıtları bir dil gibi okuma becerisidir. Biyolojik temelli yaklaşımımızla:

Sıkça Sorulan Sorular

Başka sorularınız mı var?

İhtiyacınız olan bilgileri hızlıca bulabilmeniz için bu bölümü oluşturduk. Sorularınıza yanıt bulmak çok kolay. Eğer daha fazla bilgiye ihtiyaç duyarsanız iletişim formunu kullanabilirsiniz.

Fıtıklardan migrene, alerjik hastalıklardan sindirim sorunlarına kadar kalıtsal olmayan hemen her hastalıkta güvenle uygulanır.
İlaç içermediği için kayda değer bir yan etkisi yoktur; kullanılan maddeler seyreltilmiştir ve vücutta birikim yapmaz.
Çok ince iğnelerle yumuşak dokulara uygulama yapıldığından rahatsız edici bir ağrı hissedilmez.
Eski bir ameliyat izi veya diş problemi gibi, üzerinden yıllar geçse de sinir sistemine sürekli yanlış sinyal gönderip hastalık yapan odaklardır.
Bu bir yan etki değil, bedenin kendini ifade şeklidir; hekimin bu yanıtı doğru okuması bizi asıl kaynağa ve şifaya götürür.